Bireysel Psikoterapi | ibrahimozcanli.com

Bireysel Psikoterapi Nedir?

Kişi zaman zaman kendini eksik, güçsüz hissedebilir. Hayatımızın belirli dönemlerinde bu süreçlerden geçmemiz gayet olası bir durumdur. İlerleyen dönemlerde daha büyük sorunlarla karılaşmamak adına bu tarz problemler göz ardı edilmemeli, profesyonel bir destek alınmalıdır.

Bireysel psikoterapinin amaçları davranış ve tutumların değişikliğini sağlamak, ilişkileri düzenlemek, sorunlarla baş etme kapasitesini artırabilmek, kendine olan güveni sağlamlaştırmak ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalardır. Bu sürecin sonunda kişi sorunlara daha farklı pencerelerden bakma, kendini daha iyi analiz edebilme ve daha mutlu bir yaşam yolculuğu sürdürme yeteneğini geliştirir.

  • 1. Depresyon

    Depresyon Nedir?

    Depresyon (majör depresif bozukluk), hisleri, düşünceleri ve davranışları olumsuz yönde etkileyen bir duygu durum bozukluğudur.Depresyon, üzüntü duygularına ve/veya bir zamanlar keyif alınan etkinliklere karşı ilgi kaybına neden olur. Çeşitli duygusal ve fiziksel sorunlara yol açabilmekle birlikte işte ve evde çalışma arzusunu ve becerileri azaltıcı etkiye sahiptir.

    Depresyon Belirtileri Nelerdir?

    • Üzgün hissetmek veya depresif bir ruh hali içinde olmak
    • Ağlama atakları, boşluk hissi ve umutsuzluk
    • Bir zamanlar zevk alınan etkinliklere ilgi veya zevk kaybı
    • Öfke patlamaları ve gerginlik
    • İştahta değişiklikler – diyetle ilgisi olmayan kilo kaybı veya kazanımı
    • Uyuma veya çok fazla uyuma sorunu
    • Enerji kaybı veya artan yorgunluk
    • Amaçsız fiziksel aktivitede artış (örneğin, hareketsiz oturamama, pacing, el sıkma) veya yavaş hareketler veya konuşma
    • Değersiz veya suçlu hissetmek
    • Düşünme, konsantre olma veya karar verme zorluğu
    • Ölüm veya intihar düşünceleri

    Depresyon teşhisi için hayatınızdaki işlevsellik düzeyinde bir değişiklik gözlenmelidir ve bu durum en az 2 haftalık bir zaman dilimini alıyor olmalıdır.

    Depresyon Nasıl Tedavi Edilir?

    Depresyon, ruhsal bozuklukların en tedavi edilebilirleri arasındadır. Depresyonu olan kişilerin %80 ila %90'ı sonunda tedaviye iyi yanıt verir. Hemen hemen tüm hastalar semptomlarından bir miktar rahatlama elde eder. Tedavi sürecinde aşağıdaki yollara başvurulabilir.

    İlaç tedavisi: Beyin kimyası, bireyin depresyonuna katkıda bulunabilir ve tedavisini etkileyebilir. Bu nedenle, kişinin beyin kimyasını değiştirmeye yardımcı olması için antidepresanlar reçete edilebilir. Bu ilaçlar sakinleştirici, "üst" veya sakinleştirici değildir. Alışkanlık oluşturucu değildirler. Genellikle antidepresan ilaçların, depresyon yaşamayan kişilerde uyarıcı etkisi yoktur.

    Psikoterapi: Psikoterapi veya “konuşma terapisi” depresyon tedavisinde kullanılır; orta ila şiddetli depresyon için, psikoterapi genellikle antidepresan ilaçlarla birlikte kullanılır. Bilişsel davranışçı terapinin (CBT) depresyon tedavisinde etkili olduğu bulunmuştur. BDT, günümüzde problem çözmeye odaklanan bir terapi şeklidir. BDT, bir kişinin zorluklara daha olumlu bir şekilde yanıt vermek için düşünce ve davranışları değiştirme amacıyla çarpık/olumsuz düşünceyi tanımasına yardımcı olur.

    Psikoterapi sadece bireyi kapsayabilir, ancak başkalarını da içerebilir. Örneğin, aile veya çift terapisi, bu yakın ilişkilerdeki sorunların ele alınmasına yardımcı olabilir. Grup terapisi, benzer hastalıkları olan insanları destekleyici bir ortamda bir araya getirir ve katılımcının diğerlerinin benzer durumlarla nasıl başa çıktığını öğrenmesine yardımcı olabilir.

    Depresyonun ciddiyetine bağlı olarak tedavi birkaç hafta veya daha uzun sürebilir. Çoğu durumda, 10 ila 15 seansta önemli iyileşme sağlanabilir.

    Kendi Kendine Yardım ve Başa Çıkma

    İnsanların depresyon semptomlarını azaltmaya yardımcı olmak için yapabileceği birçok şey vardır. Birçok insan için düzenli egzersiz, olumlu bir duygu yaratmaya yardımcı olur ve ruh halini iyileştirir. Düzenli olarak yeterli kalitede uyku almak, sağlıklı beslenmek ve alkolden (bir depresan) kaçınmak da depresyon belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilir.

    Depresyon gerçek bir hastalıktır ve yardım mevcuttur. Doğru teşhis ve tedavi ile depresyonu olan kişilerin büyük çoğunluğu bunu yenecektir. Depresyon belirtileri yaşıyorsanız, iletişim kanallarımız üzerinden bize ulaşabilirsiniz. Endişeleriniz hakkında konuşmak ve kapsamlı bir değerlendirme yapılması durumunuzu anlamlandırmak adına faydalı olacaktır. Bu, zihinsel sağlık ihtiyaçlarınızı ele almak için bir başlangıçtır.

    Yas Süreci ve Depresyon birbirinden farklı mıdır?

    Sevilen birinin hayatını kaybetmesi, işini kaybetmesi veya bir ilişkinin sona ermesi, bir kişi için katlanılması zor deneyimlerdir. Bu tür durumlara tepki olarak üzüntü veya yas duygularının gelişmesi normaldir. Kayıp yaşayanlar genellikle kendilerini “depresif” olarak tanımlayabilirler.

    Ancak üzgün olmak depresyona sahip olmakla aynı şey değildir. Yas tutma süreci doğaldır ve her bireye özgüdür ve depresyonun aynı özelliklerinden bazılarını paylaşır. Hem yas hem de depresyon, yoğun üzüntü ve olağan aktivitelerden çekilmeyi içerebilir. Ayrıca önemli yönlerden farklıdırlar:

    Yasta, acı veren duygular dalgalar halinde gelir ve genellikle ölen kişinin olumlu anılarıyla karışır. Majör depresyonda, iki haftanın çoğunda duygudurum ve/veya ilgi (zevk) azalır.

    Yasta, benlik saygısı genellikle korunur. Majör depresyonda değersizlik ve kendinden nefret etme duyguları yaygındır.

    Yasta, ölen sevilen kişiye “katılmayı” düşünürken veya hayal kurarken ölüm düşünceleri ortaya çıkabilir. Majör depresyonda düşünceler, kişinin kendini değersiz hissetmesi veya yaşamayı hak etmemesi ya da depresyonun acısıyla baş edememesi nedeniyle yaşamını sona erdirmeye odaklanır.

    Yas ve depresyon bir arada olabilir Bazı insanlar için sevilen birinin ölümü, işini kaybetmek veya fiziksel bir saldırının veya büyük bir felaketin kurbanı olmak depresyona yol açabilir. Yas ve depresyon birlikte ortaya çıktığında, keder daha şiddetlidir ve depresyonsuz yastan daha uzun sürer.

    Yas ve depresyon arasında ayrım yapmak önemlidir ve insanlara ihtiyaç duydukları yardım, destek veya tedaviyi almalarında yardımcı olabilir.

    Depresyon için Risk Faktörleri

    • Biyokimya: Beyindeki belirli kimyasallardaki farklılıklar, depresyon belirtilerine katkıda bulunabilir.
    • Genetik: Depresyon ailelerde olabilir. Örneğin, tek yumurta ikizlerinden biri depresyona sahipse, diğerinin yaşamının bir döneminde hastalığa yakalanma olasılığı yüzde 70'tir.
    • Kişilik: Düşük benlik saygısına sahip, stresten kolayca bunalmış veya genel olarak karamsar olan kişilerin depresyon yaşama olasılığı daha yüksek görünmektedir.
    • Çevresel faktörler: Şiddete, ihmale, istismara veya yoksulluğa sürekli maruz kalma, bazı insanları depresyona karşı daha savunmasız hale getirebilir.

    Depresyonla İlişkili Sendromlar

    • Doğum Sonrası Depresyonu
    • Mevsimsel Depresyon
    • Bipolar Bozukluklar
    • Kalıcı Depresif Bozukluk
    • Premenstrüel Disforik Bozukluk (Adet Öncesi Gerginlik Sendromu)
    • Yıkıcı Duygudurum Düzensizliği Bozukluğu
  • 2. Kaygı

    Kaygı

    gelecek hakkında zihnimizde oluşan endişeli, gergin ya da korkmuş olduğumuz düşüncelere karşı vermiş olduğumuz tepkidir. Kaygı, tehdit altında olduğumuzu hissettiğimizde doğal bir insan tepkisidir. Düşüncelerimiz, duygularımız ve fiziksel duyumlarımız aracılığıyla deneyimlenebilir.

  • 3. Panik Atak

    Panik ataklar

    bir tür korku tepkisidir. Vücudun tehlikeye, strese veya heyecana verdiği normal tepkinin felaketleştirilmesidir.

    Panik atak sırasında, fiziksel belirtiler çok hızlı bir şekilde oluşur. Belirtilerden bazıları; kalp çarpıntısı, baş dönmesi ve sersemlik hissi, çok sıcak ya da çok soğuk hissetmek, terlemek, titreme ve mide bulantısıdır.

    Kontrolü kaybetmek, bayılmak, kalp krizi geçirmek ve ölecek gibi olmaktan kaynaklı olarak yoğun derecede korku hissedebilirsiniz. Ancak bunların hepsi birer düşünsel yanılgıdır ve panik atağın ilaçsız bir şekilde tedavisi mümkündür.

  • 4. OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk)

    Obsesif - Kompulsif Bozukluk (OKB)

    , bir kişinin kontrol edilemeyen, tekrarlayan düşüncelerle kaynaşması ve bu durumdan kurtulmaya çalıştıkça ortaya koyduğu işlevsiz stratejilerle bu sürecin daha yoğun bir hal almasıdır.

  • 5. Sosyal Fobi

    Sosyal Fobi Nedir?

    Sosyal fobi başka insanların gözünden; gülünç, tuhaf ve utanç verici olarak görünmekten duyulan kaygı ve bu kaygının neden olduğunu sosyal ortamlarda kaçınma sürecidir. Sosyal fobisi olan bireyler konuşurken, yemek yerken, yürürken kaygılı olurlar. Kaygılarının belli olmasından ve bu süreçte kızarmak terlemek gibi durumların ortaya çıkmasından utanırlar.

    Sosyal fobisi olan bireyler yaşadıkları durumu şu şekilde ifade ederler:

    Sosyal ortamlarda büyük bir utanç duyuyorum, bazen ölecekmiş gibi olduğunu hissettiğim oluyor. Bulunduğum ortamdan kaçıp gitmek istiyor ve ortamdaki insanları yeniden görmek istemiyorum.

    Sosyal fobisi olan kişilerin dikkati aynı ortamda bulundukları kişilerin zihnindedir.Sürekli olarak onlar tarafından nasıl görüldüklerini, nasıl değerlendirildiklerini düşünür ve kendi davranışlarını, ses tonlarını, beden dillerini kontrol ederler.

    Sosyal Fobi Görülme Sıklığı Nedir?

    Kişilerin psikolojik süreçlerinde en sık gözlemlenen problemlerden biri sosyal fobidir. Ülkemizde ortalama on kişiden birinde sosyal fobi gözlemlenmektedir. Araştırmalara incelediğimizde bu oranın üniversite öğrencilerinde %24 olduğunu görmekteyiz. Sosyal fobinin bu dönemde daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz.

    Sosyal Fobi Nasıl Oluşur?

    • Genetik yatkınlık
    • Hayatın içerisindeki sıkıntı verici olaylar (ayrılık, bir yakının kaybı)
    • Bireysel özellikler
    • Ebeveynlerin duygu dilini anlamaması ancak aşırı korumacı ve kontrolcü olan bir yetiştirme modelinin olması
    • Diğer kişilerde yaşanan kötü tecrübeler (dışlanmak, alay edilmek, aşağılanmak)

    Sosyal Fobinin Belirtileri Nelerdir?

    • Toplum içinde yemek yiyememek,
    • Başkaları tarafından izlenirken bir şey yapamamak,
    • Toplum içinde telefonla görüşememek,
    • Yetkili biriyle konuşamamak,
    • Kalabalığa hitap edememek,
    • Kalabalığın varolduğu odaya girememek,
    • Hazırlıksız konuşma yapamamak,
    • Yabancı birine düşüncelerinden bahsedememek,
    • Genel tuvaletleri kullanamamak,
    • İlişki başlangıçlarında bulunmamak,
    • Eksik para üstünün tamamını alamamak.

    Kişi rahatsızlık duyduğu bir olayla karşılaştığı anda vücudunda farklı belirtilerin ortaya çıktığını gözlemler. Nefes kesilmesi, yüz kızarması, titreme, terleme, çarpıntı, nefes darlığı, mide bağırsak sisteminde rahatsızlık gibi belirtiler yaşanabilir. Bu sırada zihin içinde bulunulan duruma karşı belli başlı yorumlarda bulunur. Kişinin düşünceleri ‘mükemmel olmalıyım, hata yapmamalıyım, kaygılı olduğumu belli etmemeliyim, kusursuz görünmeliyim, güçsüzüm, yetersizim, beğeniyorum, çirkinim’ gibi cümleleri içerebilir. Tüm bu bahsettiğimiz belirtileri ve düşünceleri yaşayan kişiler kaçınma davranışları sergilerler. Bu davranışlar; göz temasından kaçırma, korkulan ortamı terketme, kaygı duyulan yere girememe şeklinde gözlemlenir.

    Sosyal Fobiler Nasıl Tedavi Edilir? 

    Tedavi sürecinde terapi yöntemleri ve ilaç kullanımı en yaygın olan 2 yöntemdir. Son yıllarda yapılan çalışmalar göstermiştir ki bu tarz kaygı problemleri i̇laçsız şekilde tedavi edebilmektedir. Bu anlamda bilişsel davranışçı terapiler kişinin sürece dair farklılık kazanması noktasında önemli bir çözüm yöntemidir. Son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlanan üçüncü nesil terapi yöntemleri yüksek oranda faydalı olmaktadır.

    Sosyal Fobi'ye Karşı Ne Yapmalıyım? 

    Her problemde olduğu gibi ilk adım bir problemin yaşandığını fark ediyor olmaktır. Tedavi başvurunun yapıldığı ilk anda itibaren başlar.

    Toplumumuz içerisinde efendilik kavramı bu problemi normalleştirilmesine ve yüceltilmesini sağlar. Oysa kişiler bu süreçte arkadaşlarından, yeteneklerinden, doyum aldıkları hayatlarından gitgide uzaklaşırlar. Önemli olan problemi farkedip profesyonel bir bakış açısıyla konuyu değerlendiriyor olmaktır. Tıkanmış hissettiğiniz süreçlerde ruh sağlığı profesyonellerine başvurabilirsiniz.

  • 6. Korku ve Fobiler

    Korku ve Fobiler

    , bir nesne veya duruma karşı mantıksız ve aşırı bir korkulardır. Çoğu durumda, fobiler bir tehlikeye ya da zarar görme korkusu içerir. Örneğin, agorafobisi olanlar, kurtulamayacaklarını düşündükleri bir yerde ya da durumda sıkışıp kalmaktan korkarlar. Fobileri üç temel başlıkta toplayabiliriz; özgül fobiler, sosyal fobi ve agorafobi. Tüm fobilerin yarattığı tıkanmaların çözümü için Bilişsel Davranışçı Terapi en sağlıklı yöntemdir.

  • 7. İletişim Problemleri

    İletişim problemleri

    , aile içinde veya özel ilişkilerde her iki tarafından duygu ve düşüncelerini açıklıkla ifade etmemesi ve tarafların birbirlerinin beklentilerini karşılayamaması sonucu ortaya çıkar. İletişim de oluşan problemler bazen taraflar arasında iletişimin tamamen kopmasına bile sebebiyet verebilir. Sağlıklı iletişim anlaşılmanın ve anlamanın en önemli aşamasıdır.

  • 8. Sınav Stresi

    Sınav stresi

    ; kişinin sınav sonucunda elde edeceğini düşündüğü akademik başarısızlığı genelleyerek bunu kişiliğinin başarısızlığı olarak algılamasından kaynaklanan, dolayısıyla öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasını engelleyen ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı durumudur. Kaygı duygusu hayatın bir gerçeği ve başarının gerekliliklerinden biridir ancak her durumda olduğu gibi orantısız olarak oluşan her şey yıkıcı bir hal almaya başlar. Bu duygunun içeriğini öğrenmek ve katkı sunar bir hale getirmek adına bireysel psikoterapiler önemli bir işleve sahiptir.

  • 9. Kayıp, Travmalar ve Yas

    Yas

    , sevilen birinin kaybına verilen doğal bir insan tepkisidir. Kendini birçok şekilde gösterebilir. Yas, inkar, öfke ve suçluluk, bir rahatlama alanı bulmaya çalışma ve sonunda kayba uyum sağlamaya gibi aşamalara sahiptir. Yas yaşanması gereken bir süreçtir. Hayatta kalanlar için yas süreci uzun yıllar alabilir. Yaşamın son aşaması olarak ölümü ve ölmeyi kabul etmenin zorluğu, yas sürecinin tamamıyla ilgilidir.

Tanıtım Videosu

Danışanlarımızın Görüşleri?

Whatsapp | Uzm. Kl. Psk. İbrahim ÖZCANLI

Size daha iyi bir hizmet sunabilmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler kullanıyoruz, kabul ettiğinizde çerezler ile toplanan verileriniz Kişisel Veri Bilgilendirme Metinleri’nde belirtilen şekillerde mevzuata uygun olarak kullanılabilecektir. Ayrıntılı bilgiye Çerez Politikası'ndan ulaşabilirsiniz.